Tarih 03 Kasım 2007, 22:21. Yazan İLSu KuRt 8-E.
‘Kuzey Rüzgarı’ fırtına gibi esecek
Geçtiğimiz pazartesi akşamı SHOW TV’de ilk bölümü yayınlanan yeni dizi ‘Kuzey Rüzgarı’ zirveye göz dikti. Güçlü oyuncu kadrosu ve sağlam hikayesiyle ekranlarda fırtına estirecek dizinin başrol oyuncularından Oktay Kaynarca ve yönetmeni Mustafa Şevki Doğan’la konuştuk
Aşkı, sevdayı, sadakati, dostluğu ve adam gibi adamlığı anlatan bir hikayesi var ‘Kuzey Rüzgarı’nın. ‘Delikanlılık başlangıçtır, sonuç değil’ sloganıyla yola çıkan dizi ‘Plastik dünyanın naylon delikanlıları’nı da alaya alıyor. Dizinin kadrosunda Kadir İnanır, Oktay Kaynarca, Kürşat Alnıaçık, Çağla Kubat ve Itır Esen bulunuyor. Biz de şimdiden bir fırtına gibi eseceği aşikar olan dizinin başrol oyuncularından Oktay Kaynarca ve dizinin yönetmeni Mustafa Şevki Doğan ile konuştuk.
İçinde aşk, sadakat, dostluk, vefa, entrika ve aksiyon olan bir dizi. İddialı ve büyükçe bir iş. Ama hani öyle diziler vardır ki; suya sabuna dokunmadan 2-3 yıl sürer, ama bazı işler de vardır ki, bir iddia olmadan o işi yapamazsınız. ‘Kuzey Rüzgarı’ iddiası olan bir dizi. Bu dizinin izlenme oranlarının ilk beşin içerisinde yer alması bu diziyi kurtarmaz. Yani bu ‘zirve işi’. Eğer zirvede mücadele edemiyorsa zaten başarıya ulaşmamış sayılır. İlk bölümün anlatım bölümü olmasına rağmen dizimizin çok seyredildiğini gördük. Özellikle beni en çok sevindiren sokaktaki insanların tepkisi, ama bu işe profesyonel olarak bakanların tepkisi ve telefonları da mutlu etti.
Poyraz, kendine has bir adam. İstanbul’da doğmuş, babası eski bir kabadayı, adalet duygusuna sahip, etrafındakilere de bunu hissettiren biri. Poyraz bu terbiye ile yetişmiş, haksızlığa dayanamayan, adaletli, yardımsever, hakikaten insanlara doğru yerden bakmayı becerebilen, âşık olmayı bilen bir adam. Tabii, sonuçta hayatın aslında kendisine anlatıldığı ve öğretildiği gibi olmadığını görüyor. Birden kucağına bombalar düşüyor ve kucağında patlıyor resmen.
Evet, adam gibi adam portresi içerisinde Poyraz’ı yoğurmaya çalıştık. Bu karakteri belirlerken bir örnek timsali yaratalım istedik. Çünkü memlekette fazla erozyon olmaya başladı. Elimden geldiğince kafamdaki ‘adam gibi adam’ı oynamaya çalışıyorum. Kendi anlayışıma göre; yardım etmeyi seven ama bunu gizleyen, etrafıyla ilgili, mert, gözü pek, korkmayan, eşine, dostuna, sevgilisine, sevdasına sahip çıkan ve dik durmayı becerebilen bir adam portresi çıkarmaya çalışıyorum.
İşte bu zor soru. İnsanın kendini anlatması zor.
Evet, var. Ben de Poyraz gibi çabuk sinirleniyorum, çok tepki gösterip hemen parlıyorum sonra da bunların ardından zaman zaman pişmanlıklar yaşıyorum ve “biraz daha soğukkanlı olsaydım” diyorum. Fazla merhametliyim. Aslında bu huyuma çok kızıyorum. Merhametim yüzünden başıma çok bela gelmiştir yani hep bir bedel, hep bir diyet ödemişimdir... Birçok şeyi sırtınızda taşıdığınız sepetin içinden çıkarıp yeni bir şey yaratıyorsunuz ama sonra siz onları kendi süzgecinizden geçirip yeniden ortaya koyuyorsunuz. Yani size dair şeyler oluyor. O yüzden Poyraz karakteri çok da yabancı değil bana.
Kıskanırım tabii. Ama saçma sapan kıskançlıklarım yoktur. Kendime güvenirim. Kıskançlık biraz kendine güvensizlerin işidir. Ama hiç kıskanmadan da olmaz. Hatta bu insanın karakterine özgü ve hoş bir parçası. Karşı tarafın da sizi hiç kıskanmıyor olması biraz üzebilir, hatta farklı düşündürebilir. İnsanın hamurunda biraz kıskançlık olmalı bana göre. Ama abartmamak şartıyla. Kıskanırsam bunu açık açık da söylerim.
Gerçekten uydurma bir haber. Rol icabı olan bir şey. 40 yıllık arkadaşımdan niye etkileneyim ki? Manyak mıyım ben? (Gülüşmeler)
Her zaman çapkın olduğumu söylemişimdir. Benim hayata dair çapkınlıklarım vardır. Zaten, çapkın olmayan insan, yaşamıyor demektir. İlla karşı cinse doğru akan bir çapkınlıktan bahsediyorsanız, benimki öyle değil. Biz işimiz gereği de çapkın olmak zorundayız. Bir sürü insan bize yakınlık duyuyor, en azından göz göze bile olsa bir ilişki kurmak, elini tutmak ve temas kurmak istiyor. Bunları hayata dair çapkınlık olarak yorumluyorum. Oyuncu olmak istediğimiz için zaten çapkın olarak doğmuşuz.
KADİR İNANIR GERÇEK STAR
İyi bir şey! Herkesin Kadir İnanır’dan öğrenmesi gereken çok şey var. Öncelikle çok disiplinli ve işine çok hakim. Bugüne kadar sayısız filmde oynamış birinin tecrübelerinden faydalanmak çok önemli. Bana göre gerçek star. Çünkü halk, o kuşağı televizyondan değil, gişe kuyruklarında para verip bilet alarak sinemada izledi. Oysa şimdi biz televizyon seyircisine “bizi izleyin” diye gidiyoruz.
Zorlanıyorum tabii. Ama aksiyon sahnelerinde kendi arabamı ben kullandım. Dublör kullanılmadı. Zor tarafları var belki ama o anda salgıladığınız adrenalin de işinize dair ve olması gereken bir şey. Olmazsa olmaz. Çünkü sizi ayakta tutuyor.
Elimden gelse makyaj bile yaptırmayacağım. Eskiden herkese çok makyaj yapılırdı ama şimdi sistem değişti. Bana göre de doğru olan, doğal makyajlar yapılıyor. Ama kostümde biraz titizlenirim. Çünkü paçamın biraz uzun olması kafamın oraya takılmasına neden oluyor. Eğer ben buna takılıyorsam başka birileri de bunu fark ediyordur.
Mustafa Şevki Doğan:
‘Karadeniz Poyrazı’na dönüşecekler
Geçmişte yaşanmış bir sırrın yıllar sonra küllerinden yeniden doğuşunu anlatan bir hikayeyle yola çıktık. Dizimizde biraz Karadeniz rüzgarları esecek. Belki Karadeniz dizisi değil ama Kadir Ağabey’in ve bazı karakterlerin Karadenizli oluşundan etkileniyor bu hikaye. Karadeniz’den gelen sert rüzgarları anlatacak bir hikaye. Öyle karakterler çiziyoruz ki zaman zaman bütün o duygularıyla soft yaşayan insanlar estikleri zaman Karadeniz’den gelen ‘Poyraz’a dönüşsünler. Biraz mafyaya karşı olan eski kültürle büyümüş, asıl doğruları olan, bunun nasıl olduğunu göstermeye çalışan ve “biz daha ölmedik” diyen bir grubun temsilcileri bunlar. Fakirin fukaranın ekmeğine el uzatılmaması gerektiğini savunan, kardeşin kardeşi katletmemesi için çalışan, insanlara yardım eden ve bu tip alışkanlıklarıyla övünen bir kesimi anlatacağız. Bu filmin içinde iki rakip dünyayı da ele alacağız ama bir film hikayesi olduğunu da unutmamak lazım. ‘Kurtlar Vadisi’ gibi son derece net, derin devlet ilişkilerine çok fazla girmek istemiyoruz. Biraz daha insan ilişkilerini anlatalım istiyoruz.
MAFYANIN BİLE RACONU VAR
Aramızda konuşurken Oktay’dan böyle bir cümle çıktı. Hiç alakası olmayan insanların bir külhanbeyi tavrıyla kabadayı gibi görünüp aslında mafya tavırlarıyla yaşamalarını yerden yere vuralım istedik. Mafyanın bile bir raconu vardır ama bazen yapılanlar plastiklik duygusu verir ve özentiyle yapıldığı için o dünya plastik gibi görünür. Gerçek delikanlı asla fakirin fukaranın ekmeğine göz dikmez. İlk söz Oktay’dan çıktı ve bizim de ağzımıza sakız oldu.
Tarih 03 Kasım 2007, 22:02. Yazan İLSu KuRt 8-E.
Tarih 03 Kasım 2007, 21:24. Yazan İLSu KuRt 8-E.
* Kurtlar Vadisi'nden sonra yine hemen herkes size mafya ya da 'ağır abi' rollerini yakıştırdı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kurtlar Vadisi'nden sonra sadece bir kere ağır abi rolü oynadım,
o kadar. Genelde başka işlerde yer aldım ve başka işlerde yer almak da istedim. Mesela bir dizide babayı, bir filmde de askeri oynadım. Yani farklı rollerle çıktım seyircinin karşısına.
* Bu şekilde tanınmak hoşunuza gitmiyor mu?
Bir rolün bir oyuncunun üzerine yapışması hiç kimsenin hoşuna gitmez. Çünkü bu sizi tek tip oyunculuğa götürür, ki bu da oyuncu için hiç iyi olmaz.
* Bundan önce rol aldığınız filmlerde ve dizilerde daha romantik ve duygusal karakterleri canlandırmıştınız. Farklı karakterleri canlandırmaktan hoşlanıyor musunuz?
Zaten bence oyunculuk budur. Ama bu konularda haksız eleştirilere maruz kalabiliyorsunuz. Sanki hep tek tip oyunculuk yapmış gibi görünüyorsunuz. Oysa ki geçmişe baksalar çok farklı rollerde oynadığımı görürler. Ne yazık ki her zaman en son yaptığınız iş akılda kalıyor.
* Rollerinizi neye göre seçiyorsunuz?
Ben senaryoya ve girişe bakıyorum. Senaryonun beni tatmin etmesi gerekiyor. Ayrıca oynayacağım karakterin ne kadar sağlam ve gerçeğe yakın olduğu da önemlidir. 'Ben şu rolü oynarım, bu rolü oynamam' demek, bir oyuncunun kurabileceği en yanlış cümledir. Beni zorlayacak roller benim çok hoşuma gider.
AKTÖR HER ROLÜ OYNAYABİLMELİ
* Genelde oynadığınız karakterlerde babacan ve cesur bir tavır sergiliyorsunuz. Gerçek yaşamınızda da böyle misiniz?
Bilemiyorum. Hiç bir zaman dizilerde yaşadığım gibi tehlikeler yaşamadım ama haksızlığa uğrasam yine böyle tepkiler verebilirim.
* Bu rolleri oynadıktan sonra ezik bir adamı ya da bir eşcinseli, çöpçüyü de oynar mısınız diye merak ediyorum...
Bunların hepsinin bir öyküsü vardır. Senaryo öyle bir yere gelir ki her şeyi oynayabilirsiniz. Çünkü inandırıcı ve sağlam bir senaryo olursa, okuduğunuzda 'ben bu rolü oynamalıyım' dersiniz. Bir aktör her türlü rolü oynayabilir bence, en azından oynayabilmelidir.
* Tiyatro kökenlisiniz ama bir süredir genellikle dizilerde oynuyorsunuz. 'Tiyatrocu sadece tiyatroda oynamalı' gibi polemikler yaşanıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Bence bu çok saçma bir şey. Oyuncu, oyuncudur istediği her yerde oynar.
* Kadir İnanır gibi bir oyuncuyla aynı dizide rol almak nasıl bir duygu?
Çocukluğumuzda, Kadir İnanır filmi olduğunda koşa koşa sinemaya giderdik. Şimdi Kadir İnanır'la karşılıklı başrol oynamak benim için çok büyük bir onur. Kendisi emeğiyle sinemanın vazgeçilmezlerinden biri haline gelmiştir.
* Rol arkadaşlarınızın eğitimi önemli mi?
Tiyatroculuktan mezun olmayan ama kendini çok iyi geliştirebilen insanlar da var bence. Ama okullu olmak her zaman avantajdır. n Sizce bir aktörün, iyi bir oyuncu olmasının dışında fiziğinin de iyi olması gerekli mi? Bence bu büyük bir avantaj. Sonuçta kamera güzel şeyler görmek ister. Mesela Al Pacino için 'çok güzel bir adam' diyemeyiz ama nerede bir filmini görsek kaçırmadan izleriz. Hatta başka seçeneklerimiz olsa bile onun filmini izleriz.
* Kendinizi bu konuda nasıl değerlendiriyorsunuz?
değerlendirmeyi yapmak bana düşmez. Ama hiç kimse kendini çirkin bulmaz.
* Kameralar önünde olmak sevgilinizle ilişkinizi etkiliyor mu?
Bence etkilemiyor. Aynı dünyanın insanlarıyız, aynı tepkileri veriyoruz, aynı havayı soluyoruz. Bu nedenle hayatımı zorlayan bir şey değil bu. Zaten beni tanıyan, hayatımda olan insanlar benim bu işi yaptığımı, bu işle var olduğumu ve hep bu işi yapacağımı bilir.
ALBÜMÜM HERKESTEN ÇOK SATTI
* Romantik bir insan mısınız?
Çok romantik biri değilimdir. Fazla gerçekçiyimdir. Bu gerçekliğin içerisinde bir romantizm yaşamayı tercih ederim. 'Romantik olayım' diye romantik bir insan olamam.
* Sizce sevgiliniz sizde ne buluyor?
Bunun cevabını sadece verebilir.
* Türkü albümü çıkarmıştınız. Tekrar bir albüm yapmayı düşünüyor musunuz?
çok başka bir iş, onun için başka türlü bir yola çıkmak lazım. Albüm tanıtımı, gösterdiğiniz performans, televizyon programlarına konuk olma zorunluluğu... Özellikle şarkıcı kimliğiyle var olan insanların çıktığı yola ben çıkamam. Aslında benim albümüm piyasadaki diğer insanların albümlerinin 4 ya da 5 katı fazla satmıştı. Ama ben bu işten tövbe ettim, çünkü verdiğimiz emeğin karşılığını alamadık.
* Oynadığınız rollerin etkisinde kalıyor musunuz?
Hayır, kesinlikle böyle bir şey olmuyor. Bir rolün etkisi altında kalmak hastalıktır, etki altında kalıyorsanız tedavi görmeniz gerekir. Ben, Kurtlar Vadisi zamanında birçok haksızlığa uğradım. Mesela birisi arabasını park edemeyip, çevredeki değnekçilerle kavga ettiği zaman bile bizi suçladılar. Bizim yüzümüzden bu tip insanların ortaya çıktığını söylediler. Hatta kendimizi, canlandırdığımız karakter zannettiğimizi bile iddia ettiler. Sanki daha önce çok farklı bir hayat yaşıyorduk da bu dizi bizi değiştirdi. Bunları yazanların hepsi, sonradan yaptığım diğer işleri seyredip özür yazısı yazmak zorunda kaldı ama...
* Tuhaf olaylar da yaşamışsınızdır herhalde...
İnsanlar hâlâ beni önceden oynadığım rollere göre değerlendiriyorlar. Mesela telefon sapıklarıyla çok uğraşıyoruz. Senede 3-4 defa telefon numaramı değiştirmek zorunda kalıyorum.
Tarih 03 Kasım 2007, 21:20. Yazan İLSu KuRt 8-E.
Etiket:
oktay
Kurtlar Vadisinin Çakırı
26 ocak 1965 doğan oyuncuyu, anne ve babası Almanya’da işçi oldukları için babaannesi büyüttü.
Çocukluğu Üsküdar’da geçen aktörün, o yıllarda en sevdiği şey güvercinleriyle ilgilenmekti.
Ortaokulda bir sene kalan Kaynarca, liseyi de altı senede bitirdi. Üsküdar Lisesi'nde başlayıp, en son Hopa Lisesi'nden mezun oldu.
Fiat fabrikasında elektrik işçisi olarak çalıştığı sırada, Konservatuvar sınavlarına girdi.
Sinema ve tiyatro oyuncu olan Kaynarca birçok filmde rol aldı. 2002, 39. Antalya Film Şenliği'nde, Deli Yürek-Boomerang Cehennemi filmi ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü aldı.
Son Olarak Kurtlar Vadisi (Cakir) Ile Buyuk Ilgi Topladi. Su Aralar bazi TV Kanallarinda sunuculuk yapmaktadir.
Eskişehirspor taraftarı olan oyuncu tv'de de bir çok dizi ve filmde rol aldı.